Sen sözleri kalbe sığdırmanın ne kadar zor olduğunu bilirmisin, azizim? Bu çay değil ki, dökesin, bardak ne kadar tutarsa, o kadarını alır zaten. Ya da bu bir sayfa değil ki, yazasın, ne kadarı yeterse artık? Bu kalp, azizim, bu kalp... Bu kalp hangi sözü, hangi kelimeyi sığdırsın ki yurduna? Acı kokanları mı seçsin, yoksa sevgi dolu olanları mı? Karanlığın, zulmetin kokusunu taşıyanlara mı siper etsin kendini, yoksa sevgiyle çürütülenlere mi? Bu kalp kelimelerin ruhuna inanmaktan vaz geçmedi de, insanlar tam şurada bir kalbin olduğunu, kendi yaralarını sarmaktan bıktığını görmekten vaz geçdi. 

Bu kalp küçücük, azizim. Çok küçük, minnak bir şey aslında... Amma gel gör ki, bu kalp cennet görünümlü bir enkazı taşıyor içinde. Bazı sokakları buram-buram hasret kokuyor iyiliğe karşı, bazıları da cennetin renklerini taşıyor her işlemesinde karanlıkta aydınlanan bir ışık misali... 

Azizim, bilir misin, bu kalbin yükü çok büyük, hiç anlatılacak gibi değil aslında... Zaten anlata bilseydi, belki de sığdırmaya çalışmazdı sözleri kendi ruhuna. Saklamazdı her açılan yarasını cennet bahçesinin ölü toprağında, sığınmazdı her kes uyuyunca karanlığın huzuruna. Akıtmazdı bu kalp belki de bu kadar göz yaşı o zaman, sıkmazdı bulut gibi yağmuru yanaklarına... Ya da belki de karşılık verirdi de, insanlar bu kalbe plastik vazo misali davranmakdan vaz geçerdi. Kim bilir?! Kimse bilmez dimi?Ah çok düşük bir ihtimal, kalp bekler yine de bilecek birilerinin olacağını, birilerinin onu da göreceğini... Kalp seslenir karanlığa durmadan Şemsi bulma umuduyla... belki bir Kamere rastlar diye, belki de sadece el sallar kırılmayan kalplere? 

Kalbin atladığı tek nokta vardır aslında, azizim... O pervane olmayı öğrenirse, Şem'i de bulur, Şem'in ardındakini de...



Ps: 16 oktyabr 2020-ci il tarixində yazılıbdır, paylaşmaq bu günə qismətmiş. Oxuyub fikirlərinizi bölüşsəniz, çox sevinərəm✨